ÇOĞALTILABİLİR BİR YAŞAM, İKTİSAT VE KARŞI KOYUŞ MODELİ OLARAK KOMÜN


Komün, hem tek başına, hem de başkalarıyla toplumsalın sorumluluğunu alarak var olabilmek
anlamına gelen mikro toplumsal bir yapı olarak, iktidar, hiyerarşi ve ayrıcalıklar üzerine kurulmayacak
bir toplumun kuruluşunun temel yapı taşıdır. Hem tek tek özneler hem de topluluk için  ‘’ şenlikli’’ bir
örgütleniş ve yaşam kurmaktır. Kapitalizmin iktisadi zorunun karşısında güçlü durabilmenin yoludur.
Yalnız olmadığımız ve yalnız kalmayacağımız bilgisiyle kendimize ve başkalarına güveni örgütlediğimiz
bir yaşam alanıdır. Gücünü, varlığını ve sürdürülebilmesini öncelikle kabullerini değiştirmiş/
değiştirme yolunda olan öznelerin aralarında kurdukları bağdan ve iradelerinden alır. Bu yeni bir
kabul dünyası kurmak anlamına gelen ideolojik bir zemindir. Kapitalizmin yarattığı ve kabul ettirdiği
bağların şekillendirdiği kişilik yapılarının yıkılarak ‘’yeni insan’’ a dair bir kişiliğin inşası süreci ve kişinin
zihni ve bedensel olanaklarıyla başka türlü ilişkilenmesinin önünü açar. Mevcut sistemin gerek iktisadi
zoru, gerek çıplak zoru gerekse de ideolojik kabul ve zorlamalarıyla baş edebilme olanaklarının
geliştiği alandır. Kaygılar ve korkularla hesaplaşarak üstesinden gelme zemini olduğu gibi
belirsizliklerle yürüme cesaretinin de edinildiği yerdir.
Her toplumsal yapı kendi öznesini yetiştirir ve mevcut toplumsallığa örgütler. Tahakkümsüz,
hiyerarşik anlamlar ve ayrıcalıklar üzerine kurulmamış, eşitlikçi bir toplumsalın özneleri de ancak
mikro ölçekten başlayarak böyle bir toplumsalın içinde oluşabilir. Komün bugünden geleceğin
öznesinin inşa sürecidir, ve bir gelecek toplum tahayyülü taşıyan kişilerin bugünden böyle bir yola
çıkmalarının önündeki engel kendilerinin o güne kadarki yaşamlarında kurdukları bağlar ve ideolojik
kabulleridir. Bu bağlar ve kabulleri aşmanın çözümü komündedir.
Komün, içinde yaşadığımız dünyanın sosyal, ekonomik ve ekolojik sorunlarının yanında, sistemin
insanları bireycileştirerek yarattığı atomizasyona karşı çözüm üretmenin zeminidir. Kuyunun dibinden
bakıp dünyayı kuyunun ağzı kadar gören kurbağa konumundan kurtulmanın olanak zeminidir, 
olanakları  sınırlandırılmamış bir bakışla ele alabilme alanıdır.
Yaşam olanaklarını üretmenin ve bu üretimi doğayı tahrip etmeden, herhangi bir alanda tahakküm
örgütlemeden sürdürülebilir ve çoğaltılabilir bir yaşam alanı yaratmak ve bu alanın çevresini etkileme,
değiştirme zeminidir.
Yeni bir toplumsallığı çoğaltacak ilişki ağları ve işbirlikleri geliştirmenin olanaklarının çoğaltıldığı
alandır. Başkalarının da yaşamını kolaylaştırmayı, dayanışmayı çoğaltabilecek güç biriktirme alanıdır da.
Yaşamın içinde ideolojik kabullerle örülen tahakkümcü, ayrıcalıkçı ve hiyerarşik anlam düzeneklerini
deşifre ederek görebilmenin, ancak bunlarla karşılaştığımız yaşamın bütünlüğü içinde
gerçekleşebileceğinden hareketle komün, herhangi bir tahakküm ve ayrıcalık alanının birincil
diğerlerinin tali ve birincile tabi olmaktan çıkarılması alanıdır. Hiyerarşik aklın işleyişinin reddiyesi
olarak bütün mücadele alanlarının geliştirilmesinin yolunu açar. Yaşamın bütününün eşitlikçi
örgütlenmesini önüne koyar. Herhangi bir alanda muhafazakar kalmayı meşrulaştırmaz. Yaşamın
bütününün tahakkümcü zihniyet ve yapıların dışında kurulmasını amaçlar.
Komün bir arınma pratiği değildir, bir değişim, yeni bir yaşamın olanaklarını çoğaltma, hali hazırdaki
durumla sürekli bir çatışma ve gerilimi göze alma ve bu mücadeleyi bir ikili hal yaratarak sistemin
karşısında bir yaşamı çoğaltma zeminidir. Kendimizi örgütleme zeminidir ki, bu anlamda da ikili bir
hali ve gerilimi kendi içimizde sürdürmeyi gerektirir. Mevcut sistemin yüklediği kişiliğin ve kimliklerin
mülküyle sürekli bir çatışma alanıdır, yeni bir kişilik inşası sürecidir, hiyerarşi ve ayrıcalık üreten
kimliklerden kurtulma seyridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir